sem's profile~✿~ εїз ѕємαятιzм εїз ~✿...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|||||||||||||
|
3/31/2008 Benzin deposu hangi taraftabugün aldığım bir mailin başlığı "Benzin deposu hangi tarafta" idi. Hakkaten benim başıma çok gelmiştir bu. Hatta belki birçok kişiye komik gelecek ama ben kendi arabamın benzin deposu hangi tarafta onu bile unutuyorum çoğu zaman. (aptallığımdan değil elbette, o kadar az kullanıyor ve o kadar uzun süre sonra benzin alıyorum ki unutuyorum.) Neyse mail şöyle devam ediyordu:Yabanci bir arabaya bindiniz veya araba kiraladiniz.
benim gibi balık sevip hangi mevsimde/ ayda balık yenir bilmeyenler için ise ; JanuaRy FebRuary MaRch ApRil May June July August SeptembeR OctobeR NovembeR DecembeR YOU CAN EAT FISH:)) INGİLİZCE AY İSİMLERİNE BAKIN HANGİSİNDE RHARFİ VARSA İŞTE O AYDA BALIK YENİRRRR
3/20/2008 Take That Rule The World LyricsYou light the skies up above me
Sen benim üstümdeki gökyüzünü aydınlatıyorsun A star,so bright,you blind me Bir yıldız,parlaktı,gözümü kör ettin Dont close your eyes Gözlerini kapatma Dont fade away,dont fade away solma,solma Yeah,you and me we can ride on a star Evet,sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me we can ligh up the sky Evet,sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz If walls break down,I will comfort you Eğer duvarları yıkarsan,seni teselli ederim If angels cry,I'll be there for you Eğer melekler ağlarsa,senin için orada olacağım You've saved my soul Sen benim ruhumu kurtardın Dont leave me now Şimdi benden ayrılma Yeah,you and me we can ride on a star Sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me,we can light up the sky Evet sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you Senin için All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you,for you Senin için,senin için Yeah,you and me we can ride on a star Evet,sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me we can light up the sky Evet,sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you,for you Senin için,senin için All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you Senin için
uzun süeredir böylesine şirin bir film izlememiştim. teşekkürler Defne... 1/6/2008 bez bebekAslında herşey son italya gezisinde oldu. Orada yaşayan bir arkadaşım ısrarla beni bir mağazaya götürdü. Kuzeni açmış ve ben çok severmişim falan filan.
Hakkaten inanılmaz güzel patchwork kumaşları ve hertür boyama takı ıvır zıvır malzemenin olduğu bir dükkan. eh gitmişken ayıp olmasın diye bişeyler alayım bari dedim. dedim de ne alayım zaten biçok malzeme ben de var. patchwork ise öteden beri bana hiç de cazip gelmez. nedense zor gelir. kumaşların cazibesi inanılmaz kabul ediyorum. eh bari şu hazır packlerden alayım oyalanır bebek yaparım dedim.
gördüğünüz gibi el kadar bez parçaları ve bi tutam yünvardı pakette sadece. kalem ruj oje benim ilavem.
içinden çıkan italyanca yazıda ise parçaları dikin birleştirin doldurun gözü ve yanakları boyayın yün parçasından saç yapın gibi basit cümleler vardı.
sonuç bu oldu ve çok keyif aldım. hemen bir başkasını yaptım
Anaaaa ne güzelmiş yawfs ben bide hazır yeniyıl üzeri noel baba yaparım dedim
bu oldu. yani 3 tane bezden bebek. hehehe.
ay ne güzel ne keyifli diyerek başladım internette aramaya. tabi bez bebek yazarak arayınca sadece o isimdeki dizi filme rasladım off acaba ingilizcesi nedir ki bunun diye başladım aranmaya. nihayet yavaş yavaş sonuca ulaşmaya başladım
arama kelimelerim muslin dolls , felt dolls , softies , waldorf dolls olmalıymış meğer
her yaptığımdan sonra bir zafer edasına büründüm ve acaba daha ne yapabilirim die düşünmeye başladım.
böyle bir şablon hazırladım ve hemen harekete geçtim. Bu arada bu kumaşın aslında kumaş değil de bir ayaykkabı torbası olduğunu ve benim genelde bu torbaları çöpe attığımı belirteyim.
önceleri benimle dalga geçen ev ahalisi yaptıklarıma ilgi göstermeye başladı. hatta evde çalışan kadın bana dedi ki ben çok güzel patik örerim ama senin bebeklerin ayakları yok eğer ayaklı bir vücut hazırlarsan ben de ona patik örerim kazak örerim.....
hemen hazırladım.
hakkaten çok da şirin minicik patikler ve minicik kazak pantalon örmüş şapkası bile var. Ev halkı artık benimle dalga geçmiyor. bu yaşta evcilik oynamakla da suçlamıyor hatta bana fikirler verip ya şurasını şöyle yapsan ... ya bu şöyle olsa fikir veriyorlar. ben de daha keyifli yapıyorum.
ayy ayy ayyy geçenlerde camper dan ayakkabı aldığımızda kırmızı torbası vardı ya ne oldu ona. atmadım dedğil mi yok yok atmamıştım henüz..
peki ama ben bunları yaparken sevgil paşa ne yapıyor. zannediyor ki ona oyuncak yapıyorum çok seviniyor. sonra ben onları kaldırınca tepelere üzülüyor. kıyamam ben ona. o na da yaparımmmm.
Peki nedir neden bu ev halleri derseniz. uzun süredir tüm ev ahalisi olarak rahatsız olduğumuzdan dolayı başka bişey yapamıyorum. Paşa yı hergün veterinere götürüyorum ve hergün evde herşeyi dezenfekte ediyorum. Akşamları da televizyon karşısında elimde mini mini bez parçalarını dikiyorum.
Tüm bunlar arasında PPL brövem, tabancam,yeni bi arabam oldu. Sevinecek zaman bile bulamadım:( 10/18/2007 resimleri nereden buluyorumBana yöneltilen soruların büyük bir çoğunluğu, müzik eklemek, müzik URL si bulmak vs gibi görünse de en az müzik kadar soru aldığım diğer bir konu nasıl tablo yaptığım hatta hatta bu tobloları yaparken o güzel resimleri nereden bulduğum(çok kolay internetten
tabi ki hepsinin üzerine tek tek sağ klik yapıp save as diyerek kaydetmiyorum. Komple bi çırpıda gezdiğim sayfalardaki resimleri kaydederek zamandan kazanıyorum. haaa bide şu üstünde sağ klik yapmaya izinvermeyen siteler var ya hani gıcııııııııık. nasıl mı yapıyorum ? Anlaşıldı siz benim hırsız blogumu okumamışsınız. İsterseniz okumak için burayı tıklayın önce. O da olmazsa sevgili hocam sismanadam sayesinde tanıdığım ve en favori proglarım arasında yer alan snag it programı sayesinde printscreen tuşuna gerek kalmadan şıp diye halledip alıveriyorum ekrandan istediğim görüntüyü. Ne diyorsuuunnnn. Hırsızlık mı? Emeğe saygısızlık mı? Yok yaw. Ben en azından mümkün olduğunca geriye liink veriyorum daha ne yapayım. Neyse bu konu karışık biraz biz sadede gelelim.
Sonra yazdığım yazıya uygun olduğunu düşündüğüm resimi de ekliyorum. Eklerken bazen resmi olduğu gibi kullanıyorum ama genelde ben değişiklikler yapıyorum hatta bazen birden çok resmi bir araya getirip , grafik programlarıyla oynuyorum. Evet hazırsanız başlıyoruz.
Magiagifs
animated gif mi ararsın,şirin sirin resimler mi hangi konuda ne ararsan var yani Webjong çizimlerine birçok sitede rastladığımız çok yetenekli bu arkadaşın tüm çizdiklerine hayranım gerçekten. echiechi birzamanlar kendi sitesi vardı ama bugünlerde malesef kapalı. Fakat googledan arama yaptığınızda bile yüzlerce çizimini bulabilirsiniz. Lili ya da yini
gördüğüm en romantik anime resimlerinin sahibi Gorjuss
hakkaten gorjuss yani. Aynen webjong gibi heryerde rastlayabileceğiniz çizimlerin sahibi Sayatoo sadece çizimleriyle değil müzikleriyle de çok beğendiğim flashla oluşturulmuş bana göre müthiş bir sitesi var.
CitronRouge Geçen senelerde bilgeadamda yazılım uzmanlığı dersleri alırken, ben oluşturduğumuz bir form sayfasının arka fonuna buradan bir kız resmi koymuştum. (yazılımcılar tasarımcılardan pek haz etmiyorlar laf aramızda). sonra bir başka gün grup olarak yaptığımız bir proje de oluşturduğumuz formun renk ve düzenini ayarlama görevi bana düşünce bana söyledikleri ilk şey "yalnız aman, saçları uçusan anime kizlar ekleme lütfen"demişlerdi.Keh kehkehhh. Kim Minji kendi sitesi var mı yok mu bilmem. Ben bi tür çin-japon(hangisi bilmiyorum gerçekten) sitesinde rastladım. Ama çook beğendim. hatta aynı adreste sldaki o garip çince yazılara tıklayarak başka illustratörlerin eserlerine de ulaşmanız mümkün. Aşağıdaki tanji yi ben dün ordan buldum mesela Tanji yukarıda anlattığım gibi ...
Pekori
sayfaya girdiğinizde solda gördüğünüz minik resimlere tıklayın derim sadece:-) Linda Bronson daha çok kartpostal tarzı çalışmaları var ama değişik perspektif anlayışı bazı nesleri gereğinden fazla büyük ya da küçük çizişi ve renklerle oynayışı beni gerçekten mest ediyor. Nedense bu resimleri yağlıboya ile tuvaller üzerine aktarasım geliyor hep. Hertür çocuk ürünü için çizen hatta sadece çizim değil kil ve bulduğu hertür nesne ile çalışan biri
Çok güzel pixieler bir araya toplanmış
Country İnanılmaz güzel country tarzında siteler tasarlayan bir site. Yaptıkları işler incelendiğinde insanın yaratıcılığına olumlu yönde etki ediyor. Kaoani puff
Bu mini mini smiley tarzı pufflar envai çeşit. Mydeskcity
Evet evet biliyorumçinjaponca bir site. Ama ben bu siteyi bir cevher olarak görüyorum kesinlikle. Hatta sırf bu site yüzünden çinjaponca öğrenesim geliyor. Çünkü aslında bu sitede ne ararsan var. Hatta hayal ettiğinin ötesine bile rastlıyor insan. Sabırlı olup iyice karıştırmak lazım. Sol taraftaki linkler ve açılan sayfaların altındaki sayfa sayılarına tıklanarak nerelere nerelere gideceğinizi siz bile tahmin edemezsiniz. hatta şimdiye kadar vermiş olduğum tüm illüstratörlerin tüm çizimleri ve net üzerinde bulabileceğiniz hertürlü resimi aslında barındırıyor. EEE benden söylemesi. son bir-iki site daha vereyim ama resim yok. çünkü çoook fazla seçenek vardı seçemedim.
Tüm bu sitelerden sonra önemli bir nokta var. Hemen hemen her site kendi bünyesinde links yada networks adıyla aslında sizi diğer grafik ya da illüstratör sayfalarına yönlendiriyor. Düşünün ki bir site en az 10-15 siteye link veriyor. e o sitelerde öyle. sonucunu varın siz düşünün. Yani ben yaz yaz bitiremem buradan. O yüzden en çok beğendiklerim arasından seçerek buraya ekledim. Sizlerin ekelemek istedikleriniz varsa buyrun yorum bölümüne ekleyin.
|
Ebruwrote:
EY AŞK! Ağlamışsın! Kirpiklerine nazar boncuğu gibi astığın hüzünlerden belli. Çığlıksız yaşayamıyorsun artık.
Kudüs'ü mazaret gösterip, sancıdan kıvranan saçlarını esmer tenli
çocukların Filistini gözlerinde vuruyorsun. Ne desem sana, ne söylesem
bilmiyorum! İncinmişliğimi, tükenmişliğimi kızıl topraklara döküp öyle
geldim gözlerine. En biçimsiz yanlarıma Bediri gözlerini sürdüm: Yeşile
kestim, aşk oldum sonra... Uhud'un sargılı başındaki çöl rüzgarıyken...
Bir sana ağladım, bin sana düştüm. Açtım yelkenlerimi gözü doymaz acıya karşı. Ey Aşk! Avare cümlelerin tırnak diplerinde mi çiçeklenir senin gülüşlerin? Kan bulaşığı postalların altından mı toplarsın Necef suretli yüz parçalarımı? Ne olur! Çekme ellerimden aşka buladığın zülüflerini. Yoruldum hayatımı ipuçlarına bağlamaktan. İhtilallerden sağ çıkmayı başaran yüreğimi tufan kılıklı şafaklara gömmekten usandım. Ne olur! Fütursuz karnavallardan geriye kalan bu denizi küllendirme, kelamların acziyetini kuşandığı yerde. Ey Aşk! Gün olur; sende düşersin aşkın ahtapot kollarına. Yana yana üşürsün kalbindeki buzdağının eteklerinde. Usta biliyor musun? ''Süsle beni ey aşk! Geçtiğin yerleri öpüyorum'' deyişinden bu yana hiç üşümemiştim ayaz çağlar arasında. Korkmamıştım meydan muharebelerine yalın yürek girmekten. Ama şimdi, Kızıl Deniz'in ötesinde boğuluyor kabuğuna sığmayan hülyalarım. Yankısızlığımda bir gece ''sus'' oluyor gömülü umutlarıma. Ey Aşk! Bugün ne Yusuf'um ne Yakup. Sadece kendi içini parçalayan gözlerim, Mısır'a vurgun, Kenan'a sevdalı. Ayaklarımın dibindeki denize yığılan Ramallah'ta kurşuna dizilmiş türkümdür. Zaten hiç beceremedim yaşamayı. Varsın dolaşsın Azrail'in elleri ensemde! Ölsem ne gam. Ben Rüzgar'ım, sen Aşk. Ne yöne essem yüzümü sana çarpıyorum. Yüzüm iklim iklim sana bulanıyor. Ey kurbanı olduğum gül! Bu infaz, bu katliam, bu gidiş niye? İçimde yığınlarca ceset varken nasıl yaşarım ben söyle? Hani, ''Ay düşünce denize seni hatırlarım'' diye haykırmıştın ya! Kurumuş dudaklarımı kan dolu kadehlere gömerek, içimin duvarına vuran bu çığlığına yasladım kulaklarımı. Hadi öp düşlerimi yanıyorken hala buselerinin menekşesi. Zulmetin iflah olmazlığından esiyorum divaneliğine. Kanıyorum utangaç karanfilleri basarken sermest yarama. Ki ben Rüzgar'ım! Seni bulmadan ıslatamam kanatlarımı. Savuramam ıslığımın damlalarını ıslak yanışlarına. Gardiyanıyım sakıncalı aşkların! Tutuklayamam seni tutuklanmadan ben. Ki sen Aşk'sın! Göçemezsin Sürgün Kentler'e sesi üç noktalı esişime ölü toprağı serperek. Katillerini vuramazsın üç bölümlük oyun bitmeden, perde kapanmadan. Ki sen kalbimdeki bıçak sırtısın! Kıyamazsın güneş saklısı sarı saçlarıma, saçlarım gülüşünü öpmeden ey Aşk! Seferini bitiremediğim müebbet düşmeleri, çürümüş çatık kaşlarıma mühürlüyorum. Esişimi astığım mum iplikleri yol-yordam bilmeyen rüyalarıma darağacı oluyor. Doymasamda kaçışlara, seni geri çekilmeye kıyamıyorum. Yani beni, yani içimi, yani intiharlarımı... Bendesin, sendeyim! Usta be! Aşıkken ölmeden yaşayabiliceğim bir yürek var mı?Gülmek istediğimde yüzümü rehin vermemi istemeyen bir gök tanıyor musun? Ey Aşk! Seni susmak için şiirlerimin bileklerini kesiyorum yirmiüçbin asırdan beri. Sonra bir hastahanede gözümü narkozlara yatırıyorum. Beyhude ölmüyorsun, susuyorum. Sana gizli gizli eserken ispiyoncu yüreğim beni ihbar etmiş sabıkalı mevsimlere. Şimdi, galeyana getirilen tipilerin sorgularındayım. Oysa suskunluğum itiraf edemediklerimden ibaret: Aşığım, tehlik eliyim, Aşk'a tanığım ve Aşk'tan sanığım. Ben ki lanetlenmiş Kasırga Kavmi'nin tek varisi, Rüzgar'ım. SUSTURUN BENİ!..
June 20
ayla aylawrote:
"GÖZYAŞLARINLA SEVMEK"
YOLDA YÜRÜRKEN, ya da arabanızla ağaçların yanından geçerken etrafı kaplamış hanımeli kokularını duydunuz mu bugün?.. Gitmek istemeyen baharla, gelmek isteyen yazın paylaşamadığı rüzgarlar bugün olabildiğince dağıtıyordu bu mis gibi kokuları… Bir de sapsarı bir dolunay vardı, henüz binalar arasından ayrılıp göğe yükselmemiş.. Dolunay burcu burcu hanımeli kokuyordu bugün.. Güneş tüm hararetiyle yanarken, uzaklardan kara bir bulut geliyor, birkaç damla yağmuru serpiştirip yeni açmış güllerin üzerine, geri gidiyordu.. Etraf serinliyor, çiçekler ışıldıyor ve sanki ferahlıyordu.. Gök ağlıyordu sanki ve bu hüzne güller, hanımelleri, menekşeler, leylaklar katılıyor da onlar da yapraklarının kenarından sarkıttıkları birer damla yaş ile katılıyorlardı… Ağlamak, sessiz sedasız olduğunda nasıl ferahlatıyor, nasıl bir lütuf oluyordu. Ağlamak, hüznün, bazen çaresizliğin, bazen muhtaçlığın, bazen hüsranın taşıp gözlerden akmasıyla aslında insanoğlunun acizliğinin bir tecellisi, bir resmi oluyordu.. Ağlıyordu insan.. Elinden bir şey gelmediğinde, çaresiz kaldığında, kalbinde bir sızı duyduğunda, incindiğinde, canı yandığında, merhamet duyguları kabardığında.. Ağlıyordu insan.. Ne çok ağlayan insan gördüm.. Ne çok incinen ruh.. Ne çok yorgun beden.. Ama ben, bu gözyaşlarını sevdim.. Çünkü benliğin eridiğini gördüm gözyaşlarında.. Çaresizlik ifadesiyle yücelen yüce ruhlar tanıdım.. Bencillik yoktu gözyaşlarında, kibir yoktu..Sadece usul usul akan bir ruh vardı.. Hiç ağlamayan, kalbi burkulmayan, ağlamaya ihtiyaç hissetmeyen katı kalplerdense, acizliği yaşayıp hüzünlenen ve aslında ağlayarak Rahmet’e kalbini açanları sevdim. Başka bir branş var mıdır acaba bu kadar gözyaşına şahit olan?.. Yoksa doktorlar mıdır insanların en gizli acılarına ortak olan?... Uzun tedavi süreci sonrası taburculuğunda ağlayan, aylar sonra kontrole geldiğinde hislenip ağlayan, bazen kimsesizliğinden, bazen yoksulluğundan ama hep “çaresizlikten” ağlayan insanlar.. İşte zahirde çok büyük üzüntünün müsebbibi olacak bu manzaraları, sürekli gülüp oynayan ve kendini hiç çaresiz hissetmeyen daha büyük insan topluluklarıyla kıyasladığımda, kalbime daha yakın, daha munis, daha aziz ve daha kıymetli görünüyor. Çünkü tüm donanımlara, tüm nimetlere sahip bir şekilde yaşayıp tüketen insanların pek çoğu belki ihtiyaç duymayı ve nimeti vereni bilmiyor.. Nimeti Veren’e yönelip ondan gözyaşlarıyla bir şey istemiyor..Her şey zaten avuçlarında, öyle hissediyor..Sanki dünyaya hükmedebilir, kendini öyle güçlü sanıyor.. Oysa ne kadar güçsüz ve acizdir insan..Aldığı havadan, içtiği bir damla suya kadar nasıl da muhtaç… Hayal yetisinden hafızaya, konuşmadan işitmeye kadar bunca kabiliyete nasıl da ihtiyacı var.. İhtiyacı var, ama farkında değil, çünkü eksikliğini hissetmemiş henüz.. İşte şahit olduğum nice gözyaşı, hep kainatın gerçek Sahibi’ne iltica edilecek bir dua ile sonuçlanıyordu..Bir şeyler noksandı, ve Noksansız olandan talep edilecekti.. Acizdi, Aciz Olmayan’a yönelecekti o noktada insan.. İşte gözyaşı sessiz sedasız ve şekvasız aktığında bu nedenle pek kıymetli, pek güzeldi.. Hisseden, samimi bir kalbin işaretiydi.. Bunun için artık gözyaşlarını seviyorum..Artık gözyaşlarını akıtan hastalar gördüğümde, “sabır” diyorum..”Sabır, geçecek, sadece birazcık sabır”…. Evet, kolay değil sabretmek bazen, biliyorum..Ama zahmette rahmet var ve Cennette yüksek makamlara erişmek kolay olmasa gerek..Bu nedenle belki ahiretteki mekanı yüce olacak kimselere daha çok gözyaşı ve daha çok sabretme imkanı sunuluyor kim bilir.. Akan gözyaşları ve gözyaşlarına karışık dualar kim bilir sonsuzlukta nasıl bir hal alacak ve nasıl bir güzelliğe götürecek bir gün sahiplerini… İşte bu yüzden, Artık, gözyaşlarını ve gözü yaşlı olanları seviyorum..
June 11
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça, o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür... Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan..Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki,, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar, onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.. E o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!..
June 10
ONUR TANERwrote:
Uzun zamandır yoksun...Yazmıyorsun...KÖtü birşey yok değil mi?
May 9
GöreleResimwrote:
Emeğinize sağlık ::: www.goreleresim.com :::
Apr. 21
|
|||||||||||
~✿~ εїз ѕємαятιzм εїз ~✿~~• εїз ραуℓαşмαуı вιℓмєк gєяєк εїз •~ |
|||||||||||||
|
|