sem's profile~✿~ εїз ѕємαятιzм εїз ~✿...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
3/31/2008 Benzin deposu hangi taraftabugün aldığım bir mailin başlığı "Benzin deposu hangi tarafta" idi. Hakkaten benim başıma çok gelmiştir bu. Hatta belki birçok kişiye komik gelecek ama ben kendi arabamın benzin deposu hangi tarafta onu bile unutuyorum çoğu zaman. (aptallığımdan değil elbette, o kadar az kullanıyor ve o kadar uzun süre sonra benzin alıyorum ki unutuyorum.) Neyse mail şöyle devam ediyordu:Yabanci bir arabaya bindiniz veya araba kiraladiniz.
benim gibi balık sevip hangi mevsimde/ ayda balık yenir bilmeyenler için ise ; JanuaRy FebRuary MaRch ApRil May June July August SeptembeR OctobeR NovembeR DecembeR YOU CAN EAT FISH:)) INGİLİZCE AY İSİMLERİNE BAKIN HANGİSİNDE RHARFİ VARSA İŞTE O AYDA BALIK YENİRRRR
3/20/2008 Take That Rule The World LyricsYou light the skies up above me
Sen benim üstümdeki gökyüzünü aydınlatıyorsun A star,so bright,you blind me Bir yıldız,parlaktı,gözümü kör ettin Dont close your eyes Gözlerini kapatma Dont fade away,dont fade away solma,solma Yeah,you and me we can ride on a star Evet,sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me we can ligh up the sky Evet,sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz If walls break down,I will comfort you Eğer duvarları yıkarsan,seni teselli ederim If angels cry,I'll be there for you Eğer melekler ağlarsa,senin için orada olacağım You've saved my soul Sen benim ruhumu kurtardın Dont leave me now Şimdi benden ayrılma Yeah,you and me we can ride on a star Sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me,we can light up the sky Evet sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you Senin için All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you,for you Senin için,senin için Yeah,you and me we can ride on a star Evet,sen ve ben bir yıldızın üstüne binebiliriz If you stay with me girl Eğer benimle kalırsan tatlım We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz Yeah,you and me we can light up the sky Evet,sen ve ben gökyüzünü aydınlatabiliriz If you stay by my side Eğer benim yanımda kalırsan We can rule the world Dünyaya hükmedebiliriz All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you,for you Senin için,senin için All the stars are coming out tonight Bütün yıldızlar bu gece dışarı geliyor They're lighting up the sky tonight Onlar bu gece gökyüzünü aydınlatıyor For you Senin için
uzun süeredir böylesine şirin bir film izlememiştim. teşekkürler Defne... 1/6/2008 bez bebekAslında herşey son italya gezisinde oldu. Orada yaşayan bir arkadaşım ısrarla beni bir mağazaya götürdü. Kuzeni açmış ve ben çok severmişim falan filan.
Hakkaten inanılmaz güzel patchwork kumaşları ve hertür boyama takı ıvır zıvır malzemenin olduğu bir dükkan. eh gitmişken ayıp olmasın diye bişeyler alayım bari dedim. dedim de ne alayım zaten biçok malzeme ben de var. patchwork ise öteden beri bana hiç de cazip gelmez. nedense zor gelir. kumaşların cazibesi inanılmaz kabul ediyorum. eh bari şu hazır packlerden alayım oyalanır bebek yaparım dedim.
gördüğünüz gibi el kadar bez parçaları ve bi tutam yünvardı pakette sadece. kalem ruj oje benim ilavem.
içinden çıkan italyanca yazıda ise parçaları dikin birleştirin doldurun gözü ve yanakları boyayın yün parçasından saç yapın gibi basit cümleler vardı.
sonuç bu oldu ve çok keyif aldım. hemen bir başkasını yaptım
Anaaaa ne güzelmiş yawfs ben bide hazır yeniyıl üzeri noel baba yaparım dedim
bu oldu. yani 3 tane bezden bebek. hehehe.
ay ne güzel ne keyifli diyerek başladım internette aramaya. tabi bez bebek yazarak arayınca sadece o isimdeki dizi filme rasladım off acaba ingilizcesi nedir ki bunun diye başladım aranmaya. nihayet yavaş yavaş sonuca ulaşmaya başladım
arama kelimelerim muslin dolls , felt dolls , softies , waldorf dolls olmalıymış meğer
her yaptığımdan sonra bir zafer edasına büründüm ve acaba daha ne yapabilirim die düşünmeye başladım.
böyle bir şablon hazırladım ve hemen harekete geçtim. Bu arada bu kumaşın aslında kumaş değil de bir ayaykkabı torbası olduğunu ve benim genelde bu torbaları çöpe attığımı belirteyim.
önceleri benimle dalga geçen ev ahalisi yaptıklarıma ilgi göstermeye başladı. hatta evde çalışan kadın bana dedi ki ben çok güzel patik örerim ama senin bebeklerin ayakları yok eğer ayaklı bir vücut hazırlarsan ben de ona patik örerim kazak örerim.....
hemen hazırladım.
hakkaten çok da şirin minicik patikler ve minicik kazak pantalon örmüş şapkası bile var. Ev halkı artık benimle dalga geçmiyor. bu yaşta evcilik oynamakla da suçlamıyor hatta bana fikirler verip ya şurasını şöyle yapsan ... ya bu şöyle olsa fikir veriyorlar. ben de daha keyifli yapıyorum.
ayy ayy ayyy geçenlerde camper dan ayakkabı aldığımızda kırmızı torbası vardı ya ne oldu ona. atmadım dedğil mi yok yok atmamıştım henüz..
peki ama ben bunları yaparken sevgil paşa ne yapıyor. zannediyor ki ona oyuncak yapıyorum çok seviniyor. sonra ben onları kaldırınca tepelere üzülüyor. kıyamam ben ona. o na da yaparımmmm.
Peki nedir neden bu ev halleri derseniz. uzun süredir tüm ev ahalisi olarak rahatsız olduğumuzdan dolayı başka bişey yapamıyorum. Paşa yı hergün veterinere götürüyorum ve hergün evde herşeyi dezenfekte ediyorum. Akşamları da televizyon karşısında elimde mini mini bez parçalarını dikiyorum.
Tüm bunlar arasında PPL brövem, tabancam,yeni bi arabam oldu. Sevinecek zaman bile bulamadım:( 10/18/2007 resimleri nereden buluyorumBana yöneltilen soruların büyük bir çoğunluğu, müzik eklemek, müzik URL si bulmak vs gibi görünse de en az müzik kadar soru aldığım diğer bir konu nasıl tablo yaptığım hatta hatta bu tobloları yaparken o güzel resimleri nereden bulduğum(çok kolay internetten
tabi ki hepsinin üzerine tek tek sağ klik yapıp save as diyerek kaydetmiyorum. Komple bi çırpıda gezdiğim sayfalardaki resimleri kaydederek zamandan kazanıyorum. haaa bide şu üstünde sağ klik yapmaya izinvermeyen siteler var ya hani gıcııııııııık. nasıl mı yapıyorum ? Anlaşıldı siz benim hırsız blogumu okumamışsınız. İsterseniz okumak için burayı tıklayın önce. O da olmazsa sevgili hocam sismanadam sayesinde tanıdığım ve en favori proglarım arasında yer alan snag it programı sayesinde printscreen tuşuna gerek kalmadan şıp diye halledip alıveriyorum ekrandan istediğim görüntüyü. Ne diyorsuuunnnn. Hırsızlık mı? Emeğe saygısızlık mı? Yok yaw. Ben en azından mümkün olduğunca geriye liink veriyorum daha ne yapayım. Neyse bu konu karışık biraz biz sadede gelelim.
Sonra yazdığım yazıya uygun olduğunu düşündüğüm resimi de ekliyorum. Eklerken bazen resmi olduğu gibi kullanıyorum ama genelde ben değişiklikler yapıyorum hatta bazen birden çok resmi bir araya getirip , grafik programlarıyla oynuyorum. Evet hazırsanız başlıyoruz.
Magiagifs
animated gif mi ararsın,şirin sirin resimler mi hangi konuda ne ararsan var yani Webjong çizimlerine birçok sitede rastladığımız çok yetenekli bu arkadaşın tüm çizdiklerine hayranım gerçekten. echiechi birzamanlar kendi sitesi vardı ama bugünlerde malesef kapalı. Fakat googledan arama yaptığınızda bile yüzlerce çizimini bulabilirsiniz. Lili ya da yini
gördüğüm en romantik anime resimlerinin sahibi Gorjuss
hakkaten gorjuss yani. Aynen webjong gibi heryerde rastlayabileceğiniz çizimlerin sahibi Sayatoo sadece çizimleriyle değil müzikleriyle de çok beğendiğim flashla oluşturulmuş bana göre müthiş bir sitesi var.
CitronRouge Geçen senelerde bilgeadamda yazılım uzmanlığı dersleri alırken, ben oluşturduğumuz bir form sayfasının arka fonuna buradan bir kız resmi koymuştum. (yazılımcılar tasarımcılardan pek haz etmiyorlar laf aramızda). sonra bir başka gün grup olarak yaptığımız bir proje de oluşturduğumuz formun renk ve düzenini ayarlama görevi bana düşünce bana söyledikleri ilk şey "yalnız aman, saçları uçusan anime kizlar ekleme lütfen"demişlerdi.Keh kehkehhh. Kim Minji kendi sitesi var mı yok mu bilmem. Ben bi tür çin-japon(hangisi bilmiyorum gerçekten) sitesinde rastladım. Ama çook beğendim. hatta aynı adreste sldaki o garip çince yazılara tıklayarak başka illustratörlerin eserlerine de ulaşmanız mümkün. Aşağıdaki tanji yi ben dün ordan buldum mesela Tanji yukarıda anlattığım gibi ...
Pekori
sayfaya girdiğinizde solda gördüğünüz minik resimlere tıklayın derim sadece:-) Linda Bronson daha çok kartpostal tarzı çalışmaları var ama değişik perspektif anlayışı bazı nesleri gereğinden fazla büyük ya da küçük çizişi ve renklerle oynayışı beni gerçekten mest ediyor. Nedense bu resimleri yağlıboya ile tuvaller üzerine aktarasım geliyor hep. Hertür çocuk ürünü için çizen hatta sadece çizim değil kil ve bulduğu hertür nesne ile çalışan biri
Çok güzel pixieler bir araya toplanmış
Country İnanılmaz güzel country tarzında siteler tasarlayan bir site. Yaptıkları işler incelendiğinde insanın yaratıcılığına olumlu yönde etki ediyor. Kaoani puff
Bu mini mini smiley tarzı pufflar envai çeşit. Mydeskcity
Evet evet biliyorumçinjaponca bir site. Ama ben bu siteyi bir cevher olarak görüyorum kesinlikle. Hatta sırf bu site yüzünden çinjaponca öğrenesim geliyor. Çünkü aslında bu sitede ne ararsan var. Hatta hayal ettiğinin ötesine bile rastlıyor insan. Sabırlı olup iyice karıştırmak lazım. Sol taraftaki linkler ve açılan sayfaların altındaki sayfa sayılarına tıklanarak nerelere nerelere gideceğinizi siz bile tahmin edemezsiniz. hatta şimdiye kadar vermiş olduğum tüm illüstratörlerin tüm çizimleri ve net üzerinde bulabileceğiniz hertürlü resimi aslında barındırıyor. EEE benden söylemesi. son bir-iki site daha vereyim ama resim yok. çünkü çoook fazla seçenek vardı seçemedim.
Tüm bu sitelerden sonra önemli bir nokta var. Hemen hemen her site kendi bünyesinde links yada networks adıyla aslında sizi diğer grafik ya da illüstratör sayfalarına yönlendiriyor. Düşünün ki bir site en az 10-15 siteye link veriyor. e o sitelerde öyle. sonucunu varın siz düşünün. Yani ben yaz yaz bitiremem buradan. O yüzden en çok beğendiklerim arasından seçerek buraya ekledim. Sizlerin ekelemek istedikleriniz varsa buyrun yorum bölümüne ekleyin.
10/16/2007 tongaya basmak, tongaya düşmekMuhtemelen birçogumuzun yaptığı bişeydir. Tuvalete girerken yanımıza okuyacak bişeyler almak. Hatta yakın çevremden biliyorum tuvaletinde mini kütüphane olanlar , orada kocaman romanları bitirenler bile var. Ben mi? Tabi ki ben de alıyorum. benim tercihim genelde penguen, uykusuz ve benzeri dergiler oluyor genelde. İşte hikaye de burada başlıyor. Bu dergilerden birinde adamın biri "basacak tonga arıyorum, basacak tonga arıyorum" diye bağırınarak dolanıyor. haaa! höööö! ney! derken birden kafam basıyor. Var ya bizde bir deyim
"Tongaya basmak" ya da "Tongaya düşmek"
iyi de , tamam da yıllardır bildiğim ve kullandığım bu tonga ne demek acaba. Bildiğim ne mi? Aslında çok da bişey bilmiyorum. tek bildiğim basmamak veya düşmemek gerktiği. Kötü bişey yani. İyi de neeeeeeeeeee?
Derhal ev halkını toplayıp soruyorum önce. Kimse bilmiyor. Yapacak bişey yok. Kime soracağız. Yooo yooo yapacak bişey tabi ki var. yaşasın google ve yaşasın google image.
İşte bulduğum fotograflardan bazılarını sizler için derledim bile. Büyük okyanusta krallıkla yönetilen tek ülke olan Tonga, hakkında çok fazla bilgi bulunulabilen bi yer değil malesef. Ama fotoğraflara bakarak, üst soldan 3. hariç(deprem ve tsunami) , tonyaya basmak fena değilmiş gibi geldi bana. Tabi fotograflar bazen çok yanıltıcı olabiliyor özellikle turizm sektöründe. Kendi ülkemizden bir örnek. Fotoğraflardaki Pamukkale ile gerçek Pamukkale gibi:(. yoksa yoksa biz bu fotolara bakarak tongaya düşmeyelim sonra. Neyse neeerden nereye geldik. İyi de gerçekten "TONGA NE". Bi bilen var mı ki? 10/10/2007 tatil bittiTATİL BİTTİİİ…
Bu kadar uzun yazı yazıp da link vermeden bitirdiğim görülmemiş şey.
9/20/2007 deniz ve tatildiilmis.Konusup gorustugumuz tum oteller ya max 5.5 kilo ya da max 7.5 kiloya kadar pet kabul ediyorlar. Eeee bizim pasa 30 kusur kilo. Imkani yok diyet yaptirsak hatta olum orucuna da soksak o kiloya dusemez. Yazik, pek yazik oglusumuza... Ustelik
o bir labrador, ustelik o bir su kopeegi, hatta ordek gibi perde ayakli bizim oglan. Bu yuzden tatile cikma telasimiz. Sirf
onun icin.
Yoksa bir karavan mi alsak/kiralasak offf yawf offf derken.Kuzenim geldi aklima. O Antaya da calisiyor.Ustelik hemen hemen tum otellerle is yapiyor. Hatta yanina en son gittigimde beni cirali diye biyere goturmustu. Bi suru bungalovlardan olusan
mini mini oteller vardi. Daglarin eteginde, cam agaclari icinde denize sifir olan sulak hani kaplumbaga memleketi canim.
anladiniz siz neresi oldugunu. Bi konussa kuzenim oradaki otel sahiplarinden biriyle....
Buradayiz iste...Hepbirlikte. Ben Sevgilim ve kopeeem. Keyif yapiyoruz. Bi de yoga yapan turistler. Tv bile yok.Sorduk niye diye Konseptt dediler. Guzel, cook guzelmis buralar.
Aksam hava kararinca ortaya cikan minik minik kirpi yavrulari var. Pasa ilkkez karsilasiyor kirpi ile. Dogal olarak koklayarak taniyacak ya bizim oglan. Ilk denemeden sonra hemen ogrendi. "Himmmmm. Bu garipbir yaratik! Bir daha
koklanmayacak" seklinde. Simdi kirpileri gorunce hafiften yol degistiriyor. Tek aksilik bu degil pasa icin:))
Bizim oglan apartman cocugu, muhallebi cocugu ya, dolayisiyla narin tabi biraz. Simdi soyle aslinda.. Burada boydan boya uzanan kumsal pardon yani tassal demek daha dogru var. Kumdan cok daha fazla taslar. Bizimkinin patileri sadece cimen, parke ve hali gordugu icin simdiye degin. Acidi patileri...O kadar komik sekilde yuruyor ki taslar uzerinde..
Dun sahilden otele kadar kucaginda tasidi pasayi sevgilim. Gitti bizim karizma. Eksi sifirlarda surunuyooo. Medeniyetle bagimiz yok degil elbette. Mesela bu laptop, cep telefonlarimiz, arabamiz,daglar yuzunden cekmeyen radyosu ve
televizyonu. Tek umudum arabadaki tv idi oysa.Ama sevgilim bi tane benim. Burada bile kacirmadim birdirbir geceyi :)Sevgilim Kemer e goturdu beni sirf diziyi seyretmek icin:) Ayrica dun gece Antalya ya kuzenimi gormeye gittik. Yeni evi cokk guzel
bayildim. Gule gule otursun. Ev hediyesi olarak ona aldigimiz kahve makinasinin ve dolayisiyla evin ilk kahvesinin tadina
baktik hep birlikte. Ardindan 7Mehmet de guzel bir aksam yemegi. Ya ben bu kuzenimi cok seviyorum. Doyamadim yine ona.
Koklaya koklaya optum yanindan ayrilmadan. Cicek gibi kokuyor... Umarim biz burdan ayrilmadan yine gorebilirim onu.
Istanbula donusumuzu 4-5 gune yaymaya karar verdigimizden daha erken ayrilacagiz buradalardan. yani kas-kalkan bodrum izmir ..vs seklinde donelim diye. pasanin da kalabilecegi yerleri bulabiliriz umuduyla yine... bakalim nasil olacak henuz bir muamma.
Tipki benim ucak brovesi icin sivil havaciliktan gelecek olan kisiler gibi. Hemen hemen hergun ariyorum klubu. Geldiler mi geliyorlar mi. hala bir haber yok. Iyi mi kotu mu derseniz aslinda iyi. Cunku geldikleri an istanbula sinava gitmem gerekiyor bir gunlugune. Bu durumda gelmemeleri iyi elbette. ama bu ha geldiler ha gelecekler ruh durumu insani rahatsiz ediyor.
Aman neyse canim. Nasil olsa arayacaklar geldiklerinde...Ben en iyisi gidip denizime gireyim....
Not: burada hersey guzel herseyhos. Iki seyi ozluyorum. Ucmak ve kendi bilgisayarim tabi kii de: 9/10/2007 müzik eklemek, yüklemek, space de müzik, URL
BİLGİSAYARIMDAKİ BİR ŞARKIYI NASIL YÜKLERIM??
Tabi ki bir hosting firmasına... Bazıları üyelik ister bazıları istemez... Websamba üyelik istiyor. ee olalım ozaman..
http://www1.websamba.com/ adresine giriyoruz. Solda "SIGN UP" yazısına tıklıyoruz. bakınız resim1
Çıkan ekranı kendi bilgilerimize göre dolduruyor ve Create tuşuna basıyoruz. bakınız resim 2 Hesabınızı aktifleştirmek için bir e-mail adresi alacaksınız die bir yazı gördüyseniz doğru yoldasınız demektir. bakınız resim 3 Bu durumda verdiğiniz e mail adresini kontrol etmeye başlayın. lütfen gelen kutusu(inbox)dışında önemsizpostalarınızı(junk) da kontrol ediniz. size gönderilen mail içindeki link e tıklayarak avtivasyon işlemlerinizin başlamasını sağlayın. bakınız resim 4
işlemleriniz tamamlandığında size kullanıcı adınızı ve şifrenizi içeren yeni bir email gönderilecek. bakınız resim 5
bu yüzden biraz sabredip bekleyin.
EEEE bekledim bekledim bi yanıt gelmedi diyorsanız..
http://www1.websamba.com/ adresine tekrar gidin. "SIGN UP" yazısının altındaki "MEMBERS LOGIN" yazısına tıklayın. Açılan ekrandan "Lost You Password" yazısına tıklayın. bakınız resim 6
Açılan ekrana kayıt sırasında girdiğiniz email adresinizi yazın.
Size kullanıcı adınızı ve şifrenizi göndereceklerdir. bakınız resim 7
Lütfen bu maili iyi saklayınız. Çünkü size verilen web adresi lazım olacak ilerleyen safhada... bakınız resim 8
Buraya kadar herşey tamamsa artık hesabımıza girip müzik yükleyebiliriz. http://www1.websamba.com/ adresinden "MEMBERS LOGIN" yazısına tıklayın. Açılan ekranda bize gönderilen kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapalım o zaman. giriş yaptıktan sonra istediğiniz zaman "change your password"ile şifrenizi değiştirebileceğinizi unutmayn.Şahsen benim ilk işim o oldu.
File Manager a tıklayalım bakalım bu arkadaş ne müdürüymüş görelim. bakınız resim 9 Gördünüz mü? Oldukça fazla şeyler yapabiliyormuş bu manager. Aferin ona ama bize şimdilik sadece Upload kısmı ilgilendiriyor.
Tıklayalım o zaman. bakınız resim 10
Browse tuşuna basarak bilgisayarımızdan yüklemek istediğimiz müziği bulalım önce, bulduktan sonra da upload butonuna basalım.
bu arada "Show progress bar" seçili olursa yüklemeyi görebiliriz. bakınız resim 11
yükleme hızını hem sizin hızınızın hem de karşı tarafın hızının etkileyeceğini unutmayın ve yükleme bitinceye kadar sabırla bekleyin. Gidip yemek yiyin mesela.....
yükleme bittiğinde file manager sayfasına dönecek ve şekildeki gibi bir görüntü oluşacaktır.bakınız resim 12
Hani lütfen gelen maili saklayın demiştim ya . İşte o maile bakmanın tam zamanı. Bakın bakalım web adresiniz neymiş. Benim adresim http://www31.websamba.com/semrag idi mesela. Bu durumda müzigimin adresi http://www31.websamba.com/semrag/Cennet.mp3 olacaktır. SPACE IMDE NASIL MÜZİK ÇALARIM
evet buraya kadar yaptığımız tüm şeyler bilgisayarımızdaki bir müzik parçasını internet ortamında depolamak oldu. yani artık bir URL miz var. Peki ama bunu Space imizde nasıl çaldıracağız. tabi ki media player ekleyerek. O yüzden Space imizi açıyruz önce. Sonra sağ üst köşeden özelleştir yazısının yanındaki ok a tıklıyoruz. modüller i seçiyoruz. bakınız resim 13
açılan modüller seceneğnden diger i seçiyoruz -windows media player ı görüp göster e basıyoruz. Save ledikten sonra, artık şarkımızın adresini girebiliriz. bakınız resim 14 8/31/2007 Tesekkurler ve Avril Lavigne Tablesbu arada Avril Lavigne tablosu isteyenler için 1-2 tablo yaptım. Arzu eden kullanabilir.
***********************************************************
*************************
********
*****
8/22/2007 ...Uzun süredir bilgisayarım format yüzü görmedi. Artık isyanlarda. Biliyorum. Üstelik kim değil ki? Ama çok üşeniyorum. Ya nedir bu, bu işin kolayı yok mu diye aranırken, Acronis True Image diye bişey gördüm. Off süpermiş bu ya.. Hatta bir arkadaş hiç üşenmemiş, kullanım klavuzu bile hazırlamış. bakınız..
Neyse, durum budur yanii. Şu an format hazırlıklarındayım. Daha doğrusu formatlıyorum. Istediğim hale gelince, yaşasın acronis diyeceğim.
tüm bunlarla uğraşırken , yeni birşeyler yazmaya veya yeni birşeyler çizmeye zamanım yok. O yüzden tablo da yazı da aslındaEbru nun spaceinden. Haa bunlara ne gerek vardı yazmasaydın diyen elbette çıkabilir. ama Yeşim arkadaşım istedi. Aşkı uğruna Antalya ya gelin giden, ve bu sıcaklarda oralarda yanıp kavrulan, bana Antalyanın en güzel reçellerini gönderen arkadaşım için.
ha bu arada bir başka yeşim var teşekkür etmek istediğim. o da izmirden.
Ne yapayım hayatımda 3 yeşim var. hoş birine kuzen diyorum sadece.
izmirdeki Yeşime aşağıdaki resmi bana gönderdiği için teşekkür ediyordum sahi ben.
![]() 8/15/2007 I hate shift+deleteBir süredir sevgili hocamla birlikte PPL düzeyinde uçuş bilgileri içeren bir kitap yazmak için uğraşıyoruz. Bu sebeple yazılarıma uzunca bir ara vermek zorunda kaldım. oysa hergünü ayrı güzel ve detaylarla dolu bir sürü gün geldi geçti.
bense bugün o güzel günler yerine bu süre içerisinde yaşadığım en kötü günümü paylaşmak istiyorum şimdi.
Aslında yazının başlagıcından da biraz anlamışsınızdır sanırım.
Evet yaptım. Hem de ben yaptım. Hem de göz göre göre yaptım. Bir başka dosyayı silmek isterken, hocamla üstünde günlerce çalışıp yazdığımız kitap dosyasını seçip shift+delete tuşuna bastım....
Hakikaten kaynar sular dökülüyormuş insanın kafasından... neyse kaynak su yaralarının üzerine yanık kremi sürüp ne yapabilirime geçtim hemen.
birçoğunuzun bildiği gibi bu tip durumlarda , yani bir dosyayı çöp tenekesinden silseniz bile o gerçekte silinmiyor. bazı recovery programları sayesinde geri getirebiliyorsunuz istediğiniz dosyayı. yeterki silinen dosya üzerine yeniden bir kayıt yapılmasın ..... vs. bu teknik konunun detaylarını isteyenler araştırabilir.
Ne yapabilirim diye düşününce, aklıma ilk gelen bu işten en iyi anlayan Leo dur diye düşünmek oldu. Buradan kendisine çok çok teşekkür ediyorum. Elinden gelen hertürlü yardımı ve hatta programlarını hatta uzaktan yardım (kendimi casus filmlerinde gibi hissettim bu uzaktan yardım hikayesinde
Sonra sevgili arkadaşım BAHMET(bilgisayarcı ahmet anlamında)
sonra bizim şirketin bilgisayar uzmanlarıııı
sonra....
sonra....
sonuç nafile.
6 ay önce sildiğim resimler yada daha birçok dosya geri geliyor ama benim word dosyam ortada yok işte. Sorun ne biliyor musunuz.
bilgisayarımdaki işletim sistemim vista, aradığım dokuman ise word 2007 ile yazılmış yani uzantısı doc değil .docx
oysa hemen hemen tüm recovery programları eski word leri buluyor. ve hiçbirimizde docx uzantısını bulabilen program yok.
Bu durumda ben mi ne yaptım. Sevgili eşimle çıktığım tatilde bile yazabileceğim, aklımda kalan tüm detayları yeniden yazdım ve mahcup mahcup hocamın yanına gittim. Çok kızmadı ama şimdi herbir yazının sonunda ikinci yedek aldırıyor bana.
Bense, birdaha asla shift+delete kullanmamaya neredeyse yemin ettim.
Şimdilerde bir yandan,
kitabı yazmaya devam ediyorum,
bir yandan yeni dersleri öğrenmeye çalışıyorum(özellikle meteoroloji),
bir yandan yaklaşan sınavımın sorularını (soru bankasından)çalışıyorum,
bir yandan eşimle tatil yapmaya çalışıyorum.
Bu ay sonunda sivil havacılıktan geleceklermiş. Hem yazılı sınav hem de kontrol uçuşu sonucunda karar verecekler. benden pilot olur mu olmaz mı diye...
ha pardon bir yandan da sanki PPL almışım gibi cessna 172 ye adapte olmaya çalışıyorum.
Tüm bunlardan ise şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Hayatta hem iyi hem kötü olduğum iki şey hem uçak hem bilgisayar galiba.
her ikisini öğrendikçe , daha ne kadar çok şey öğrenmem gerektiğini görüyor ve hissediyorum çünkü. Ve de ne kadar aptalca hatalar yapabildiğimi...
ÇOK ÇALIŞMAM LAZIM ÇOOOOOOOK
8/13/2007 KOKUBen, 'koklanmayı' senden öğrendim;
Ve de koklamayı! .. ..... Ben, koklamayı; senin koklamalarından öğrendim... Ben, seni duymayı; beni dinleyişinden öğrendim...
Ben, seni görmeyi; bana bakışından öğrendim... Ben, sana dokunmayı; bana dokunuşundan öğrendim... Ve ben... Ben, öperken koklamayı; Öperken beni koklayışından öğrendim... ..... Ben, öperken koklamayı, Senden öğrendim! .. diyor Ayris ne de güzel ve içtenlikle diyor hakikaten.
Koklamaların ve kokuların en güzeli (bebeğiniz hariç) şüphesiz sevgilinizin kokusudur.
oysa ben burada doğal kokulardan değil yapaylardan bahsedeceğim.
itiraf ediyorum ben hertür güzel koku ve parfüm hastasıyım. Yani ayakkabılardan sonra... neyse ayakkabıları geçelim.
Konumuz koku idi.
en son Buket Uzuner in istanbullular kitabını okurken, kitapta hafiften bir koku saplantısı hissettim tıpkı benim gibi.
Evet hergün duş alıyor ve değişik bir parfüm kullanıyorum ama kenzo yu nedense bir başka seviyorum. Küçük bir kızkan, süslü teyzelere ve ablalara özenen küçük bir kızken, o teyze ve ablalar işte aynı şimdiki kenzo gibi kokarlardı. Pudralı bir koku ve çok feminen. Büyüyünce öyle kokmak isterdim. Kokuyorum da:)
kokuya bu kadar düşkün biri olarak elbette sevdiklerimi öperken, koklayarak öpmeyi seviyorum. Ama ne var biiliyor musunuz??
Sanki ten kokularımız kalmamış sanki bize küsmüs gibiler. Kimse kendi gibi kokmuyor.
kimse bunun farkına varmıyor.
evet gerçek buu
şu an evde her odada 18 dk da bir pııısssssssssst diye ses çıkarıp evi kokutan spreyler
yatakta yastıkta deterjan ve yumuşatıcı kokuları hatta ben abarttığımdan dolayı "durance tender night" yastık parfümü, banyado kokulu sabunlar, şampuanlar vucut kremleri, yüz kremleri......vs
benim abartmalarım hariç bunların birçoğu birçok evde var gerçekten.
Peki tüm bu kokular varken, siz sevdiğinizin kokusunu gerçekten alabiliyor musunuz??
7/26/2007 uçacaksın uçacaksınNasıl yaniii yaaaa??? Neyse canım boşver. Bak Ankara dan geldim ben bu uçakla.. Valla diyom yaa.. Hem de giderken de başka uçak götürdük. Bi daha ankaraya tek başıma gidebilirmiyim bilmem ama oradan uçak getirebilirim()gibi geliyor..
ya bunca zamndır uçuyorum ve öğrenmeye çalışıyorum hala belki diyorum ne olacak benim halim .. oysa doğuştan yetenekli olanlar var. kanıt işte burda. tam benim kullandığım uçağın arkasında ki otların üzerinde uçuyordu bu kelebek.
Tamam tamam . Öğreniyorum işte. Gün gelir belkisiz , amasız uçarım ben de. Değil mi Ayla?
7/20/2007 Atış PoligonuSon günlerde yazabileceğim onlarca olay ve duygu olmasına rağmen nedense birtürlü yazmadım,yazamadım. Kimbilir belki yazmak istemedim. Güzel , çok güzel oldukları için yazmadım belki. Kendi anılarımı, kendi duygularımı kendime sakladım. Çünkü biliyorum , hatta hepimiz biliyoruz ki güzel anılar güzel duygular hiçbir zaman başkaları tarafından ne hakettiği değeri görüyor, ne de...
Kendi yazılarıma gelen yorumlardan bile bunu anlayabiliyorum.
Mesela aşığım ve mutluyum desem bir yazımda, en fazla iki kişi yorum yazıyor.
Ama aşığım , aşık olduğum adam beni terketti veya ne bilim beni aldattı çok acı çekiyorum canım yanıyor desem. diğerine nazaran en az 10 kat fazla yorum hatta mail hatta telefon geliyor.
Hani hep duyarız, ve klişeleşmiş hale gelen. "insanlar acitasyona bayılıyorlar, o yüzden gazeteler 3. sayfa haberleri yapıyor ve hatta artık 1. sayfaya taşıyor, o yüzden sinemalar son yıllarda şiddet,vahşet,aksiyon ,korku temalarına ağırlık veriyor...vs vs.
Yani arkadaşlar yazmadığım süre içinde hep ama hep mutluydum ben.
Amaaaaa, ben yine de sizler için damar mı damaaaarrr yazılar buldum. Hiç merak etmeyin. Nereden olduğunu yazının sonunda göreceksiniz.
Aşk Üstüne
Yine sensindir özünden ayrı kalan. O seni düşünmezken, sen yalnızlığına varırsın, incitirsin başkalarını. O yoksa hiç kimse yoktur, gecende, gündüzünde, açlığında, tokluğunda, su içmelerinde de.. Bir tek sen kalırsın. Aşk`tan Öncesi: Yalnızlık, herkesten hızlı adımlarla kaçarcasına yalnızlık. Bir uçurumun kenarına oturmak gibi, aşağıya bakmaya korkar, direnir, en sonunda o uzun boşluğun çok da korkunç olmadığını görürsün. Sadece derinlik.
İlk bakış zordur, bakana kadardır her şey. Düşesin gelir ve düşmeden orada öylece oturur kalırsın. Bir uçurumun kenarıdır yalnızlık. Gitmektir hep artan, öyle gidersin ki, gittiğin yerin dönülmez olduğunu sanarsın ve hiçbir zaman dönemeyeceğin kadar uzak değildir vardığın nokta.
Aşk İle:
Başkası için özünden arınırsın. O uçurumun kenarına yeniden dönmemek için, başkası için başkalaşırsın. Ona ait olmak için onun görmek istediği olmak istersin. Seni buna iten, içine düştüğün aşkın kutsallığıdır. Sırf onun için, özünü saklarsın. Özünden arınmak, aşık olunamayacak biri olduğundan değildir. Sadece onun düşlediği olabilmek içindir.
Sen beyazı sevdiğin bir anda kendini siyaha tapar bulursun. Sırf o sevdiği içindir bu. Tüm gömleklerin siyah oluverir, en sevdiğin beyaz kaleminin bile içi donar, kışsa mevsimlerden, çekmecende unuttuğun kalemin. Siyah kalemlerle ona notlar bırakırsın, onu sevdiğini, onun sevdiği kalemlerle yazarsan, seni daha çok seveceği içindir bu. Aynalara daha sık bakarsın, hem güzelliğini hem içindeki aşkı yansıttığı için aynalara koşarsın. Hem onu hem seni görürsün. Her şeyi daha başkalaştırır aşk içinde olmak. Kokular, renkler başka tatlar biriktirir duyularında. Aklına düşmez olur uçurumun kenarları. Sırf oraya dönmemek içindir, bir başkası olursun. Ta ki yorgun düşene kadar. Seni yoran özünden arınmak değildir, tek başına arınmaktır aşkı zorlaştıran. Onun da senin kadar, senin için, senin istediğince olmamasıdır seni yoran. Kimse düşlediğine erişemez, aynı insanda, tüm beklediklerine, hiç kimse. İşte bu yorar kalbimizi, kendin için bir başkası yaratmak isterken, kendin de bir başkası olursun. Arınmak zorundasındır.
Kokuları daha farklı duyabilmek, düşmemek için yalnızlığa ..
Seversin, taparsın, ölürsün, yaşarken de ölür insan, en çok aşk içindeyken ölür. Binlerce ve gecelerce. Sırf onunla bir yaşam sürebilmektir; kimimiz için aşk.
Aşk`tan Sonrası:
Yine sensindir özünden ayrı kalan. O seni düşünmezken, sen yalnızlığına varırsın, incitirsin başkalarını.
O yoksa hiç kimse yoktur, gecende, gündüzünde, açlığında, tokluğunda, su içmelerinde de bir tek sen kalırsın. Yalnızlık seni yorana dek, onsuz ve onunla yaşarsın her anını. Duyduğun müzikler, giydiğin siyah gömlekler, her şey onu hatırlatır. Gözyaşlarını sildiğin mendilin bile siyah olmadığına kahredersin. Onun sevdiği gibi olmadığından. Oysa o yoktur artık. Senin için her an, her yerde yaşadığın, hak etmediğin yalnızlığın bile çoktur ona. Sen böyle düşünürsün, arada bir gördüğün dostlarından da duyduğun budur. Sevgin mi fazla gelmiştir ona?
Fazla mı tüketmişsindir her şeyini ve bu mudur onu sıkan şey. Ne çok sorular birikir kendinde. Sadece onun olmak mıdır, bir yerden sonra aşkı bitiren. Sadece onunsundur, her şeyinle, düşlerinle. O ise başkalarına ait aşklar peşindedir, neden? Ne kadar saçmadır (!) bir ömür boyu biriyle olmak isteği. Ve aşktan sonra hala onunlasındır, onunla kalırsın hem özünde hem özünden uzaksındır yine. Seni özünden uzak kılan tek şey kalır; O´na ait olmadan da, onunsundur her şeyinle. Yok mudur böyle sevgiler? Her gün aynada gördüğüm. Aynı şehirde yıllarca uzaktasındır ondan, onun haberi olmadan. Kısacası aşktan öncesi, aşk ilesi ve aşktan sonrası varsa bir insanın işte onun duyduğudur AŞK. Gerçek ve ölümsüz aşk ..
Her şeyin yarısını yaşadığın, yarım kaldığındır aşktan sonrası. Aynalarda bedeninin yarısını gördün mü sen hiç? Sen aşksın: yaz kendini. Beyaz kalemini çekmecelerde unutma hiçbir zaman. İncinirsin! .. Mutlu olun & Sevilin ;) yazının orjinal hali için burayı tıklayınız
Cesaretiniz olduğundan emin misiniz?
Bazı şeyler cidden yürek ister, ciddi bir cesaret ister. Bungee-jumping, rafting, paraşütle atlama gibi sporlardan bahsetmiyorum. Onlar başka bir şey. Macera tutkusu, cesaret, atılım gibi. Ama asıl yürek isteyen şeyler aslında bunlar değil.
Aşık olmak ciddi bir yürek işidir. Herkes size karşıyken kendi düşüncenizi savunmak da yürek ister. Her zaman çok kaygan bir zemin olarak adlandırılan ve asla dostluk olamayacağı söylenen iş hayatında da birilerine güvenmek, doğru bildiğini söylemek yürek ister. Tüm bunlar için deli cesaretine ihtiyaçınız yok. Temiz bir kalp, hayata doğru bir bakış açısı ve ilke ve prensiplerle yaşamak arzusu tüm bunlar için yeterli aslında. Her ne olursa olsun kendinize yabancılaşmamak adına çok da önemlidir ilkeli olmak.
Özellikle işyerinizde profesyonel olmanız beklenir. Bunun anlamı herkesin yüzüne gülmek dost geçinmek, politik olmak, yalan söylemek, insanları şikayet edip, arkalarından konuşmak, sorunları görmezden gelmek, hataları insanların yüzüne değil arkasından dalga geçerek söylemek yani kısacası işi, hayatınızın merkezi kabul edip, kendiniz dışında herkese zarar vermektir profesyonellik. Sanırım olgun olmanız da profesyonel olmanızla alakalı bir şey. Hayatınızın merkezinin iş olması beklenir sizden. Hırslı olmanızı isterler. Kavga, kan, şiddet, gerilim görmek isterler. Bu yüzdendir ki kışkırtılırsınız, konuşturulmaya çalışılırsınız ve eğer iş zerre kadar umrunuzda değilse, dostlarınızı asla satmayacaksanız, doğrularınızı her daim söyleme niyetindeyseniz, üç kuruş için ilkelerinizden vazgeçmeyecekseniz işiniz çok zor. Ve işte o zaman hakkaten çalışmak ciddi bir yürek işi haline geliyor. Çünkü cehenneme dönüyor yaşantınız daha da önemlisi ufacık bir sorun için kalbinizi kırdıklarında yada başkasının kalbini kırdıklarında 'ne var ya? telafisi olmayan tek şey ölüm, değer mi her sorun çözülür nasılsa' demek geliyor içinizden. Hastalığın, yokluğun, insanalrın kötü zamanlarının kullanılmaması gerektiğini öğrenmişseniz, bunlara saygı duymayanları görünce tepeniz atıyor doğal olarak. Tabi ki iş önemli ve tabi ki görevler yapılmalı, kimse suistimal edilmemeli ama nereye kadar ve neleri feda ederek?
buraya kadar zevkle okuduysanız, yazının devamı için buraya tıklayınız
6/29/2007 günlükyıllar önce bir arkadaşım göndermişti. bugün bilgisayarımı karıştırırken buldum
Kadının Günlüğü
Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor.Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız..
Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna çekilmiş.
Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?
Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. "Yok birşeyim" diye geçiştirdi.
O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.Belki de kilo alıyorum.
Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam?
Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.
Erkeğin Günlüğü : Öff be,bizim takım yine yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi haaa... 6/25/2007 hayal-hayal kurmak-fantazi
Hayaller ve sevgiler… Bazen biri birinden ayrılmayan ikili, bazen biri birinin panzehiri. Bana gelince, Bana göre hayal, hayatımda olmayan, olmasını arzu ettiğim şeylerdir ve herzaman gerçekleşme ihtimalini içinde barındırır. Uçma hayalim vardı ve şu an halen uçak kullanmayı öğrenmeye devam ediyorum yani uçuyorum. Fantaziler ise zaten asla gerçekleşmeyeceğini bildiğim ama istediğim şeyler olabilir ancak ve onları kendi sanal dünyamda canlandırabilirim. Rüyalarımda uçarım bazı geceler , bazen bir yamaçtan bazen yüksek bir binanın tepesinden, tıpkı bir fantastik öykü misali. Uyandığımda bilirim o bir rüya. Ama yine de hoşuma gider , gözlerimi kapar uçtuğumu düşlerim, nedense uçarken kendimi küçük bir kız olarak düşler, kah doğduğum evin üstüne, kah yemyeşil uzanan çayırların üstüne bir masal kahramanı edasıyla salınır, ılık rüzgarı hissederim adeta tenimde. Elbette daha birçok fantaziler yaratır beynim , hepsinin detaylarını burada yazmam hem anlamsız hem sıkıcı hem de yersiz olur. O yüzden fantazileri bu kadar yazıp, gerisini sizin kendi hayal gücünüze bırakıyorum.
Bana göre hayal, hayatımda olmayan, olmasını arzu ettiğim şeylerdir ve herzaman gerçekleşme ihtimalini içinde barındırır demiştim. Ki bu dünyada hayal edip de kavuşamadığım 1-2 şey dışında, bazen hayallerimin ötesine bile kavuştuğum oldu. Ve işte bu hayallerin gerçekleşip gerçekleşmemesi de beni mutlu ya da mutsuzluğa iten sebepleri oluşturdu. Zamanla mutluluğun, her istediğine istediğin anda sahip olmadan da olabileceğini öğrenmeye çalıştım. Dikkat edin, öğrendim demiyorum, çalıştım diyorum. Çünkü hala mutsuzluğumun patladığı ve herşeyi örttüğü zamanları yaşadığım anlar oluyor. Ne yazık! İnsan bir noktaya fikse oluyor ve ona üzülüp hayıflanırken hayat geçiyor. Diğer güzellikleri kaçırıyor. Şimdi yaşamadıklarımın acısını çıkarıyorum bir taraftan. Bir taraftan hayatı yakalıyorum yeniden. Kendim için yaşamaya çalışıyorum. En çok kendimi seviyorum. Bilmiş bilmiş konuşuyor gibi görünebilir oralardan ama biliyorum ki konuşuyorum yada pardon yazıyorum.
Evet biliyorum. ♥Anne♥ diyen bir ses. |
|
|